Duydum seni

Duydum seni.

SkyClear! Sen uyandın diye sırf, gökyüzü berrak, güneş açtı. İniş müsaadesi verildi. İnsan nereye gideceğini biliyorsa GPS halt yemiş. Hem bizim atomlarımız sonsuzlukta birlikteydi seninle*, gönül bağı nasıl kopsun, aşkın quantumu dururken? Boşuna mı, ağrıması başımın ve kemiklerimin seninkilere özenip? Müthiş bir senkronizasyonla… Gerçek sevgi beni neden seviyorsun sorusuna bir yanıt verememektir, nedenlerle herkes sever. Nedenleri değil seni sevdim.

“birbirimizi sonsuzluktan beri
tan
ıdığımıza inanıyorum. nasıl biliyor musun? büyük patlama olduğunda evrendeki bir araya gelip sıkışmış bütün atomlar tek noktadan dışarıya
do
ğru patladı. benim atomlarım ve senin atomların
kesinlikle birlikteydi. kim bilir, 13.7 milyar y
ıl
i
çinde kaç defa daha bir araya gelmişlerdir. benim atomlarım senin
atomlar
ını tanıyor.atomlarım atomlarını hep sevdi.” *

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçiyormuş. Lafı güzaf. Saatlerce uğraşıp yaptığın yemek bir kenarda dursun. Benimkisi sadece makarna seviyor. Kendimi şanslı saymalıyım herhalde. Meslek icabı herkese sağlıklı beslenmesini öğütlüyorum, o yüzden sebze şart. Kadehlerden, roketlere oradan lazerlere geçebildiysen, pekala makarnadan enginara da geçebilirsin diye düşünüyorum, önemli olan niyet. Pozitif katkı, her zaman beslenme önemli. 23 yaşına kadar maydanoz yemeyenin, maydanozlu köfte yediğini gördü bu gözler, hadi hayır de!

Bir erkeğin sevdiği renk sizinkiyle aynıysa, en sevdiği yemek en kolayıysa, ayakkabıları size oluyorsa, günlük konuşma kotanızı doldurana kadar sizi dinliyorsa ve çöken (çöktürdüğünüz) web sitenizi o kadar yorgunluğunun arasında ayağa kaldırıyorsa onunla evlenin arkadaşlar.

Ya da 24 saat uçurduğu TB-2’yi indirir indirmez, hiç uyuyamadığı gecenin sabahında size satırlar yazıyorsa, sırf yüzünüz gülsün diye,

size işlerin nasıl gitti diye soramadı diye endişe ediyorsa,

gözlerini gerçekten açamıyor olsa da gözünü açar açmaz sizi arıyorsa

nereye çağırırsa gidin. İsterse o şehir kasvetli ve gri Ankara olsun. Şehirleri güzel yapan, yanınızdakiler, şehrin kendisi değil.

Zaman sen yokken uzuyor. Einstein yaşasaydı, bir daha tanımlardı izafiyeti. Geçmiyor, ışınlanmayı bulamayanlara olan kızgınlığım. Gökyüzünün mavisi iyidir, dağların karasına tercih ederim. İnsan kötüyü görünce, biraz iyisine peki demeyi öğreniyor. Aza kanaat zor zanaat ama onu da öğretiyor.

Acaba bana beklemeler üzerine de bir uzmanlık verirler mi?

14 Şubat’ı kim neylesin, bana her gün sen. Sevinince yankılanır
gülüşü yağmur misali, Üzülürse buğunlanır, gözleri sonbahar misali, yeganedir, şahanedir, mucizedir her hali…

Beni anlamalısın. Çünkü ben bir kitap değilim. Öldükten sonra kimse beni okuyamaz. O yüzden yaşarken anlaşılmaya mecburum. Oğuz Atay

Oğuz Atay’dan laf açacaksak, beni yaşarken anladığın için çok mutluyum, yüzümü güldürenim. Kaleminden öperim.

Ece ÇELİK

14.02.2021

*I Origins-2014

Not: Çöken sitem yine sevgiyle ayağa kaldırıldı, o yüzden yazıldığı gün yayınlanamadı.

Write a comment