domates

Domates ve Bi’ Film – Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar (1988)

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, bu filmi sizinle paylaşmama neden olan şey ” domates ” oldu. Domates bu filmin içine o kadar güzel yerleştirilmiş ki. Nitekim ana karakterimiz Pepa, filmin bir yerinde bize “Soğuk Domates Çorbası” tarifi veriyor. Ayrıca domatesin adını İspanyolca tomate‘den alıyor olması bir İspanyol filminde kullanılmasına yakışır nitelikte. Aslında bir filmde olayların seyrini bu denli etkilemesi çok da garip değil, çünkü domates zaten keşfedildiğinden beri ilginç olaylarla anılıyor. Filme geçmeden önce domates…

domates

Domatesin kısa tarihi

Domates zehirli miydi yoksa yiyeni romantikleştiriyor muydu?

16 yy’dan sonra domatesle tanışan Avrupalılar onu aşk elması olarak görüyorlardı çünkü tüketildiğinde kişiyi daha romantik yaptığına inanıyorlardı. Öte yandan zehirli olduğu düşünülüp 1900 yılına kadar birçok insan tarafından tüketilmeyen bir sebzeden (aslında bazılarına göre meyve, kime sorulduğuna göre değişir) bahsediyoruz. İngilizler görünüşü zehirli bir tür şeftaliye benzediği için domatesten kaçındılar. Ayrıca o dönemde özellikle zengin aileler kurşundan yapılma tabak ve çanaklar kullanıyordu. Asitli olan domatesin, kurşunla etkileşime girmesi de kurşun zehirlenmelerine yol açıyordu. Yani bir bakıma haklıydılar, domates onları (dolaylı olarak da olsa) zehirliyordu. İşin ilginç yanı yoksullar tahtadan yapılmış tabaklarda yemek yedikleri için domates, onlar için bir sorun yaratmıyordu. Bu nedenle 1800’lü yıllara kadar domatesi daha çok yoksullar tüketiyordu. Özellikle de İtalyanlar. 1800’lerde iki şey oldu: Avrupa’dan Amerikaya göçler ve pizzanın icadı. Pizzanın olmazsa olmazı tabi ki domates sosuydu. Daha sonra hemen her mutfakta yer almaya başlayan domates kaynaklara göre Anadolu’ya 1700’lerin başında gelmiştir. İlk geldiğinde yeşil olarak tüketilmiş, kırmızı hale geldiğinde bozulduğu düşünülerek atılmıştır. Ayrıca saray mutfağında domates yoktur ve birçok padişah hiç domates tatmamıştır. Yiyenlerin çoğu da yeşilken tüketmiştir. Bugün ise bizim hemen hemen her yemeğimizin içinde ve hep soframızda.

Domates ve Sağlık

İyi ki de öyle çünkü domates hem kalp hastalığına hem de kansere karşı koruyucu özelliğe sahip. İşin ilginç yanı, sağlık üzerine olan bu olumlu etkisi, bir zamanlar insanların domatesin zehirli olduğunu düşünmesine neden olan renginden ileri geliyor. Domatese kırmızı rengi veren likopen adlı karotenoid -yani kırmızı renk pigmenti- sağlık üzerine olumlu etkilere sahip. Instagram hesabımdaki gönderide de paylaştığım üzere domatese pişme sırasında zeytinyağı eklenmesi sağlık üzerine olan olumlu etkileri artırıyor. Öte yandan pişirme işleminin kendisi de lif yapısını yumuşatarak, liflere bağlı likopenin serbest kalmasına neden oluyor. Böylece likopenin vücutta kullanılabilirliği artıyor. Daha basit bir deyişle domatesin pişmiş halinin sağlık üzerine olumlu etkisi çiğ halindekinden daha fazla. Ancak yüksek sıcaklıklarda uzun süre pişirme işleminin likopenin kaybına neden olabildiği de bazı çalışmalarda gösterilmiş.

Yiyeceklerde domatese renk veren likopen gibi birçok daha sağlık için yararlı biyoaktif bileşen var. Bu nedenle mümkün olduğunca renkli bir tabağınız olsun.

Ayrıca filmlerin de hayata renk kattığını düşünüyorum. O yüzden domates, telefon, oje, ruj, ateş ve hatta öfke gibi (sonuçta sinir krizinin eşiğinde bu kadınlar) kırmızının farklı tonlarını bir araya getiren bu filmi sizinle paylaşmak istedim. Ayrıca domatesin asidik özelliği ve tadının birçok tada (uyku ilacı gibi) nasıl baskın geldiğini de filmi izleyince göreceksiniz.

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar (Mujeres Al Borde De Un Ataque De Nervios)

Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, “Women On The Verge Of A Nervous Breakdown” ya da orijinal adıyla “Mujeres Al Borde De Un Ataque De Nervios” İspanyol yapımı filmin yönetmen koltuğunda Pedro Almodovar ve film 88 yapımı. Filmle ilgili vermeden geçemeyeceğim dipnot: Antonio Banderas‘ın gençliğini görme fırsatı sunuyor.

Bazı filmler çok başarılı, çok iyi olmasına rağmen ancak bir kez izlettirir kendini. Buna karşı bazı filmler ise tekrar tekrar izlenir. İşte, Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar benim için öyle bir film. Ben bu filmin havasını çok seviyorum. Filmdeki dialoglar, karakterlerin olaylar karşısındaki tepkileri…

Filmin başından sonuna bütün olayların etrafında döndüğü, ve aslında her şeyin sebebi “Ivan” karakterinin filmde neredeyse hiç olmayışı ki bu, filmin bir nevi özetidir.

Buradan sonrası (2017’de yazıldı) filmin aklımda kalan harika repliklerine, bağladığım düşüncelerim. Ancak filmi izlemeyenler için biraz havada kalabilir, varsın olsun.

Tariflerle başlıyorum: Pepa’nın Ivan için yaptığı soğuk domates çorbası. Ve benim bu film eğer bir çorba olsaydı tarifim.

29.05.2021

Soğuk Domates Çorbası

“Domates, salatalık, biber, soğan, bir diş sarımsak, yağ, tuz, sirke, bayat ekmek ve su… İşin sırrı doğru malzemeleri karıştırmakta… Ivan benim yaptığıma bayılır. Onun için yapmıştım.”*

İşin sırrı doğru malzemeleri karıştırmakta… Biraz delilik, biraz cesaret, biraz tutku, biraz aşk, biraz uyku… Biraz da duygu, bütün istediğim buydu.” Şimdi kadeh kaldıralım! İçin!” “Siz ona aldırmayın biraz delidir.” 

****

Telefon Kırmızı (aslında her şey kırmızı, domates gibi)

Telefonun başındasınız. Çalmasını bekliyorsunuz. Telefon kırmızı… (Biraz dikkatli bakarsanız, çok fazla şey kırmızı) Antika bir telefon… (Antika şeyleri seviyorum, söylemeden edemedim) Telefon -hep- siz yokken çalıyor. Bazı şeylere -hep- ramak kalıyor.

Bir saniye öncesi olsa. (Biraz geç geliyorsunuz ve otobüs kaçıyor. Bir puan eksik alıyorsunuz sınavdan… Bazen öyle olur.) Telefonu söküp atıyorsunuz. Sonra da telefon için tamirci çağırıyorsunuz. Bağlamadan önce koparmak gerekiyor. Kalkmadan önce düşmek… Yeniden doğmadan önce ölmek… Şayet günlerdir uyuyamıyorsanız, yattığınız yatağı ateşe vermelisiniz belki de. Soranlara “Ivan” yaptı dersiniz. 

Deli miyiz? Evet deliyiz. “Beni hastaneye götürün. Orası benim evim.”* Ama delirdiysek de bu, durup dururken olmadı ya. Onlar delirtti. En iyisi mi siz, “Öndeki taksiyi takip edin.”* “Ben bunu yalnızca filmlerde olur sanıyordum.”* 

Bugün nasılsınız? İyi. Ama ben “İyi olmaktan yoruldum.”* Bazen insan hayır demek istiyor. “İki gündür herkes bana hayır dedi, şimdi hayır deme sırası bende.”* 

Hepimizin zaman zaman sinir krizinin eşiklerini zorladığı bu günlerde, bu film olayları akışına bırakmanın ve bazen hayır demenin yapılabilecek tek şey olduğunu gösteriyor.

**** Sürprizkaçıran****

Pepa’nın hikayesinde birinden vazgeçmenin nasıl da o kişiden bağımsız gerçekleşebildiğini görüyoruz. İster romantik ilişkiler olsun ister diğer insan ilişkileri o kişi bize iyi gelmediğinde onu bırakmak için karşı karşıya gelmenin bile gerekmediğini anlıyoruz. Pepa bize, birinden gerçekten vazgeçtiğinizde konuşmaya gerek kalmayacağını gösteriyor. Filmin en sevdiğim noktalarından biri de Pepa çok sevdiği evinden ayrılmaktan vazgeçiyor. Final sahnesinde kahramanımızı sevmediği her şeyi hayatından çıkarmış olarak, sevdiği evin harika terasında keyifli keyifli sohbet ederken görüyoruz.

**** Sürprizkaçıran****

Canınız çok mu sıkkın? Çiçeklere su verip, hayvanları besleyin. Dilerseniz onlarla konuşabilirsiniz de. Bir de güzel giyinin, ne kadar mutsuz olursanız olun, iyi görünmelisiniz. Hiç olmadı uyuyun. Uyuyamıyorsanız soğuk domates çorbası için, ama malzemeler önemli. Elinde silahı olan deli kadınların eline soğuk domates çorbası vermeyin çünkü her taksici göz damlası bulundurmaz. 

Bu yazının hakkı domates olsa da 🙂 ben, çilek tadında günler dilerim.

Uzm. Dyt. Ece ÇELİK

20.07.2017 – 29.05.2021

*filmden replikler

Diğer Bi’ Film Yazısı

Bi’ film Big Fish

Write a comment