doğdum

Otuz’a Bir Kala – İyi ki doğdum! -Varoluşsal Sancılar-

Satürn’ün halkalarında koşuyorum haberiniz yok. Ya da çok sevgili’ biri bakınca öyle görüyor. Birazcık da ayaklarım yere bassa! Belki bana Jüpiter1 gerek. Yerçekiminin en düşük olduğu gezegenle, Merkür ile, böyle sıkı fıkı olmasaymışız2; iyiymiş. Ondan bu uçarı halimiz. Ama ne yapalım, haziranda ölmek zor3 demişlerdi, ben de doğdum. Hem de bir bayram sabahı! Hüsn-i ta’lil edersek eğer, ben doğdum diye bayram olmuş. Bu mütevazılığımı nereden aldım bilmiyorum ama zamanında Montaigne imdadıma yetişmişti. Denemeler’de diyor ki “Kendini olduğundan az göstermek, alçakgönüllülük değil, budalalıktır; kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır.” İşte ben bu kitabı okuyup, birçoklarının yanı sıra bu satırların da altını çizdiğim günden beridir, ne zaman övünmek istesem alıntılayıveriyorum. Evet, yine muhteşemim(!).

            “İyi ki doğdum-n!” Varoluşsal sancılarımla sizi boğmak istemesem de Sartre beni “sözcükler4” ile darladığı için söylemek istiyorum, bunu söylemek o kadar kolay değil. Bakınca hepimiz gerçekleşmesi çok çok zor ihtimalleriz. Yani anneniz o gün o merdivenlerden inmeseydi, babanız o köşeyi dönmeseydi, bugün yoktunuz. İşte bunu düşününce, ki tavsiye etmem, işin boyutu değişiyor. “Hepimiz birer mucizeyiz aslında” klişesine girmeden, sadece neredeyse “olasılıksız” olduğumuzu söylemeye çalışıyorum. Bu, bir yük bindiriyor insanın omuzlarına, madem geldim bir şey yapmalıyım, bir amacım olmalı. Yani herkes için değil tabi yaşamayı ciddiye alanlar için5. Büyük bir ciddiyetle yaşamayı, beyaz gömleğiyle bir laboratuvarda insanlar için ölmeyi göze almayı, yetmişinde bile fidan dikmeyi4 seçecekler için bir yük. Yaşamın yükünü sırtlamadan, yaşadım den-e-miyor. Bu yük konusunda her dağa kendine göre kar diliyorum.

            Gelip, geçiciyiz. Bu beni yeis içinde bırakıyor. Ölmek değil beni korkutan, geçip gitmek. Ben kalanlardan olmak isterim. Kalmak için, kalan olmak için bir şey(ler) bırakmak gerekiyor. Genlerimin yarısını taşıyanların dışında bir şey lazım bana. Öyle ya Dante sesleniyor Cennet’inden, daha uzun bir merdivenden çıkacağız.

            “Silkinip at üstünden tembelliği. Kuş tüyü üstünde, yorgan altında kavuşulmaz üne. Üne kavuşmadan yaşamını tüketen kişi, dumanın havada, köpüğün suda bıraktığı iz gibi bir iz bırakır yeryüzünde. Haydi kalk! Bedenin ağırlığı altında ezilmedikçe, her savaşı kazanan cesaretinle yen kapıldığın telaşı. Daha uzun bir merdivenden çıkacağız şimdi6.”

Salvador Dali

            Sanki yeterince çıkmamışız gibi. Hayatın özü bu olsa da yine de “gidiyor ama varamıyorum” son birkaç yıldır bunu daha fazla hissediyorum. Ya tersine gidiyorum ya akıntı benden hızlı. Belki de hepsi Uranüs’ün suçu çünkü tersine dönüyor. Ancak aynı nehirde iki kere yıkanılmaz7 cümlesinden hareketle ilerlemediğimi söyleyemeyiz. Çok yol aldım ne su aynı su ne ben aynı ben. Öte yandan ırmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil8, yani karşı kıyıya varmak imkânsız. (Ah Pessoam sen de olmasan!) Hiçbir şeyin kolayını sevemedim zaten ben. Olsun, yolculuk güzel, var(a)masak da olur.

            Otuz’a bir kalınca demek insan böyle garip hezeyanlar içinde buluyormuş kendini. Bizden öncekilerin sanki rotası belliydi, biz başka bir düzen başka bir dünyaya doğduk gibi hissediyorum. Öncekilerle kıyaslayınca sanki her şeye geç kalıyormuşuz gibi. Hoş, belki onlar da öyle hissetmiştir. İnsan hayata geç kalır mı? Neresinden baksan tutarsız. Belki bütün bunlar Merkür retrosundandır. Bugün ayın 11’i sıkalım dişimizi az kaldı.

            Her şeye rağmen Venüs’te uyanacağım günü bekliyorum. Yakındır.

Hoş, o da tersine dönüyor. Ne yapalım, ne de olsa bazı şeyler hiç değişmiyor.

Uzman Diyetisyen Ece ÇELİK

11.06.2021

  • 1 Jüpiter yerçekiminin en yüksek olduğu gezegen
  • 2 Merkür ikizler burcunun yönetici gezegeni
  • 3 Hasan Hüseyin Korkmazgil – Haziranda Ölmek Zor
  • 4 Jean Paul Sartre – Sözcükler
  • 5 Nazım Hikmet – Yaşamaya dair
  • 6 Dante – İlahi Komedya
  • 7 Heraklitos
  • 8 Fernando Pessoa – Huzursuzluğun kitabı
  • Not: Yazıda Plüton’a atıf olmasa da o bizim biricik gezegenimiz.

Okumak isterseniz diye bir diğer yazım: Yılın İlk Gününden: Ağaçlar Hiç Üzülmezler

Write a comment